Taşınmaya karar verişimizden itibaren çevremizdekilerin ilk sorduğu soru hep bu oldu: “Neden Lizbon?” Elimden geldiğince ve hatırladığım kadarıyla buraya gelene kadar yaşadığımız süreçleri anlatmaya çalışacağım.Yaşadığımız diyorum çünkü, eşimle yaklaşık 4 yıldır Avrupa’ya taşınmanın hayalini kuruyorduk. (Bu süre boyunca yakın çevremizdekiler “seneye taşınacağız herhalde” cümlesini benden epeyce duymuştur:)) 4 yıl içerisinde birçok kez karar verdik, değiştirdik, seyahat ettik ancak o adım atma aşamasına geldiğimizde hep bir çekincemiz vardı.
İlk düşündüğümüz yer tahmin edileceği üzere Berlin’di. Yazılım sektöründe çalışan Türklerin İstanbul sonrası ikinci durağı olan Berlin, haliyle bizim için de en mantıklı seçenek gibi görünse de – öyle değildi. Bu şehri gerçekten çok sevmekle birlikte, senede birkaç günlük seyahat rotası olarak kalmasını tercih ettik. Herkesin deneyiminin farklı olduğunu tahmin ediyorum ancak bizim Berlin’de yaşadığımız deneyimler biraz tatsızdı. Oldukça kaba insanlarla karşılaştık ve haliyle kendimi güvende hissetmem pek mümkün olmadı. Bunun üzerine sürekli gri olan havası ve ev bulmakta yaşanılan zorluklar eklenince burası bizim için bir seçenek olmaktan çıktı.
Sıradaki durağımız; Amsterdam. Baştan belirtmem gerekiyor, eğer Lizbonda yaşamıyor olsaydık kesinlikle Amsterdam’ı tercih ederdim. Çok vakit geçirememiş olsam da, orada yaşadığımı hayal edebiliyorum. O zaman neden elendi? Amsterdam’ı düşünmeye başladığımızdaki bakış açımız şuydu: iş değişikliği yaparak yani bir şirket aracılığıyla gitmek ve o şirkette çalışmaya bağlı kalmak istemedik. Biz de alternatiflerimizi araştırmaya başlayınca İngiltere’yle olan Ankara Anlaşmasına benzer bir anlaşmanın Hollanda ile de olduğunu öğrendik. Bunu öğrendikten sonraki planımız Hollanda’da bir yazılım şirketi kurmaktı. Hemen bu konuda yardımcı olması için avukat araştırmaya giriştik, iletişime geçmek için mailler gönderdik derken en sonunda bir avukattan dönüş aldık. Şu anda ne kadar sürdüğünü net hatırlamıyorum ancak birkaç hafta sonunda geldiğimiz nokta; geçmiş yıllarda Ankara anlaşmasının suistimal edildiğini düşündüğü için Hollanda hükümeti artık başvuruların %90 civarına red dönüyordu. %10’luk dilimde olmak için çaba harcayabilir miydik? Evet. Ancak riske atabileceğimiz bir birikimimiz yoktu.
Gelelim bir sonraki şehre: Barselona. Buraya taşınmak konusunda epey kararlıydık aslında. Evimizi kapatıp temelli gidiyoruz demeden önce 2022’nin başında 2 ay kadar Barselona’da airbnb’de kaldık. Hatta bir önceki yazımda Barselona ve Lizbon’u karşılaştırmıştım. Ancak yine işler planlandığı gibi gitmedi:) Barselona’ya yerleşmeyi düşünürken planladığımızdan farklı bir vizeye başvurmamız gerekti(non lucrative visa) ve olumlu sonuçlanması durumunda 1 yıllık oturum izni alabiliyorduk. 1 yılın sonunda aynı başvuru işlemini tekrarlamamız ve tabi ki onaylamaları gerekiyordu. Özetle yine bu riski almayı mantıklı bulmadık.
Ve son olarak Lizbon. Barselona’ya gitmeden, Portekiz’in digital nomadlere özel çıkardığı D7 vizesini duymuştuk ancak o sırada aklımızda farklı bir rota olduğu için çok incelememiştik. Daha sonra Barselona’dayken bir arkadaşımın D7 vizesine başvurmasıyla birlikte biz de yavaş yavaş Portekiz’i araştırmaya başladık. Çoğunlukla güneşli ve renkli bir şehir olması, bizim gibi uzaktan çalışan insanlar tarafından sıklıkla tercih edilmesi, İngilizce konuşma oranının yüksek olması derken, Lizbon gözümüze oldukça cazip görünmeye başladı. Eve döndüğümüzde vize başvurusu yapan arkadaşımın taşınacağı kesinleşmiş, bizimse Barselona hakkında soru işaretlerimiz artmış ancak Türkiye’den taşınmak konusunda fikrimiz netleşmişti. Bu nedenle buradan sonrası çok hızlı gerçekleşti. Vize başvuru süreci, gerekli evrakların toplanması, Ankara’ya gidip başvurunun yapılması, evi kapatmamız ve birkaç hafta sonrasında Lizbon’a uçuşumuz. (Şu son kısmı tek cümlede anlattığıma inanamıyorum, yaşarken hiç böyle hissettirmedi çünkü:))

Neden Lizbon sorusuna verebileceğim en kısa cevap bu şekilde. Oldukça uzun, tedirgin ve yıpratıcı bir süreç olsa da bu deneyimi yaşamak istediğimize emindik, en önemli kısım burası bence. Lizbon’da üçüncü ayımızı doldurduk ve şu ana kadar kararımızdan epey mutluyuz 🙂 Buraya kadar okuduysanız ve dikkatinizi çektiyse, instagram hesabımı takip edebilirsiniz: http://instagram.com/irmikten
* Bir sonraki yazımda da Lizbon’a nasıl taşındığımızı anlatacağım.




Lizbon’a nasıl taşındık? D7 vizesi nedir? – irmikten için bir cevap yazın Cevabı iptal et